Dünya'nın Girişimcilere Özel İlk TV Kanalı/ The World's First TV Channel Dedicated to Entrepreneurs

Girişimci Kimdir?

Girişimci tanımı oldukça muğlaktır ve birçok kavramla karıştırılır. Bu sadece Türkiye’ye özgü bir sorun da değildir, gelişmiş ülkelerde de bu karmaşa yaşanır. Tarihsel olarak baktığımızda girişimci diye Türkçe’ye çevrilen “entrepreneur” Fransızca kelime “entreprendre”den gelmektedir ve anlamı “bir şey yapmak”tır (Westhead ve Wright, 2000). Ortaçağda, aktif olan ve iş yapan kişi anlamında kullanılmıştır.

Ekonomik teoride ilk kez 1730’lu yıllarda Fransız Richard Cantillon tarafından yazılan bir eserde yer almıştır (Casson, 1995; Swedberg, 2000). İngiliz literatüründe kullanım ise John Stuart Mill ile 19’uncu yüzyılda başlamıştır. 20’nci yüzyılda ise girişimcilik terimi, sosyoloji, psikoloji, ekonomik teori ve ekonomik antropoloji çalışmalarında yer alıyor (Foss ve Klein, 2002).

20’nci yüzyılda ortaya çıkan girişimcilik teorisine göre, girişimci risk alarak yenilik (innovation) yapan kişidir. Diğer bir deyişle, girişimci, fırsatları gözleyen ve onları bulduğunda her tür riski alarak gerçekleştirmeye çalışandır (Schumpeter,1961; Schumpeter, 2000; Westhead ve Wright, 2000)

Girişimcinin yenilik yapma özelliği vurgulanmasına rağmen, günümüzde girişimci denince akla hâlâ iş sahipleri, özellikle de yeni şirket kuran kişiler gelir. Bu özdeşleştirme sadece halk arasında değil, teorik ve deneysel çalışmalarda ve hatta hazırlanan ekonomik politikalarda da kendini gösterir.

Bir örnek ile iki tür girişimci türünü açıklamak gerekirse, bir lokanta ya da bakkal açan bir kişi, aslında risk alır ve yeni bir işletme açar, fakat yenilik yapmaz. Buna karşın, yüzyıllardır birçok dükkânda yapılıp satılan Kahramanmaraş dondurmanı bir marka haline getirmek bir yeniliktir.

Girişimcilikle ilgili sıkça sorulan sorular:

(1) “Tüm şirket kurucuları girişimci midir?” ya da “profesyonel yöneticiler de birer girişimci midir?”

Eğer şirketi kuran kurucu ya da maaş karşılığı çalışan profesyonel yönetici yenilikler yapıyorsa, girişimci davranış özelliği gösteriyordur ve bunu yaptığı sürece girişimcidir. Bu demektir ki, her kurucu ya da profesyonel yönetici girişimci değildir ama yenilik yapan her kurucu ya da profesyonel yönetici girişimcidir.

(2) “Uzun süre önce kurulmuş olan mevcut şirketlerin yöneticileri (şirket sahibi olabilir ya da maaş alan profesyonel yönetici olabilir) de girişimci olabilir mi?

Bu soruya cevap, şirketin yaşının hiç bir öneminin olmadığı ve yöneticilerin, yenilik yaptıkları sürece girişimci olduklarıdır. Bu tanıma göre girişimciler fırsatları gerçekleştirendir, yenilik yapandır, o yüzden de girişimciler sadece yeni şirket kuranlar olmak zorunda değildirler.

(3) “Mevcut şirketlerin içinde şirket sahibi ya da profesyonel yönetici olmayan, mühendis veya ustabaşı gibi herhangi bir çalışan da girişimci olabilir mi?”

Firmalar, kendi iç organizasyonlarını› düzenleyerek firmanın içinde değişik kaynaklardan (işçi, sekreter, mühendis) çıkan yeni fikirlerin ticari uygulamaya dönüştürülmesini sağlayabilirler. Dolayısıyla firmadaki herhangi bir çalışan da yenilik yaparak girişimci olabilir. Bu tür girişimciye İngilizcede “intrapreneur” denmektedir ve Türkçe’ye “örgüt-içi girişimci” diye çevirmek mümkündür. Niye şirket değil de örgüt içi girişimci diye çevrildiği konusuna gelince, girişimci sadece kâr amacıyla kurulan şirketlerde bulunmaz, diğer örgüt türlerinde de girişimci olunabilir. Örneğin, Hayrettin Karaca kurmuş olduğu Tema Vakfı’nda yaptığı yenilikçi faaliyetleri nedeniyle bir girişimcidir. Bir başka ilginç örnek, İzmir Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Aliağa Hastanesi’nde çalışan bir müstahdemin, hastanenin web sitesini geliştirmesinin yanında internet üzerinden randevu sistemi kurmasıyla ilgili çalışmasıdır (Hürriyet, 2002a). Bu faaliyetlerin getirdiği yenilik sayesinde servis faaliyetlerinin üretkenliği ve kalitesi artacağı için, hademeyi girişimci olarak kabul etmek gerekir.

(4) “Sadece kişiler mi girişimci olur, örgütler de girişimci olarak tanımlanabilir mi?”

Eğitim alanında faaliyet gösteren ve yeni bir eğitim anlayışı taşıyan bir üniversite kişilerden bağımsız olarak örgütsel anlamda bir girişimcidir ve eğitim dünyasına birçok yenilikleri katmıştır (örneğin, kürsü ve bölüm yapısının olmadığı, sadece fakülteye dayanan organizasyon yapısı).

Kısacası eski ve/veya yeni, büyük ve/veya küçük, yavaş ve/veya hızlı büyüyen, özel ve/veya kamu şirket ve örgütlerinin başında görevde olan yöneticiler (şirket sahibi olabilir ya da maaş alan profesyonel yönetici olabilir) veya örgüt çalışanları yenilikler yaptıkları zaman girişimci düşünce tarzı ve davranışı göstermiş olurlar.

Kaynakça: TÜSİAD 2012 Türkiye’de Girişimcilik Raporu

Dünya’da en başarılı girişimci pazardan alınan payı arttıran değil pazarı büyüten kişi olmaktadır.

Eğer siz de kendinizi girişimci olarak değerlendiriyor ve GBP TV ile paylaşabileceğiniz başarı hikâyeleriniz var ise bizimle iletişime geçmenizi bekliyoruz.